ULUSAL BAYRAM KÜLTÜRÜMÜZ POPÜLER KÜLTÜRE YENİLDİ Mİ?
Ben bu yazımda, öğretmen arkadaşlarımla birkaç gün önce yaptığımız bir tartışmadan söz etmek; hayata dair, geleceğe dair seçimimiz üzerinde düşünmek ve sizleri de düşündürmek istiyorum.
Konu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarıydı. Bir arkadaşımın düşüncesi şuydu: “Artık ulusal bayram kutlamaları Amerika’nın ponpon kızlarının gösterilerine dönüştü. Ben buna karşıyım. Yabancı müzik eşliğinde bize ait olmayan dansları yapmak bu kutlamaların özüne aykırıdır. Ulusal egemenlik kavramını çağrıştırmayan her türlü gösteri var bu bayramlarda. Oysa bayramın özü, ulus egemenliğinin yönetim biçimi olarak kavratılmasıdır” dedi. Bir başka arkadaşım itiraz etti. “ Törenler, konuşma ve şiirlerle çocuklar için işkence halini aldı. Oysa amaç eziyet çektirmek değil; onları mutlu etmektir. Adı üstünde ‘ bayram’… Eğlence, oyun, gösteri olmalı elbette. Bu konuda fazla tutucu davranmamalıyız” gibisinden sözler söyledi. Ben de katıldım bu tartışmaya; ancak şimdi bu konudaki yorumumu daha ayrıntılı yapmak istedim. Bakalım başka kimler katılacak bu tartışmaya…
Bence dünya düzeni iki seçenek ( varmış gibi ) sunuyor bize:
1) Tüm kalıplaşmış törelerinden, değerlerinden, yaşama ve düşünme biçiminden arın; Amerikan kültürünü ya da popüler kültürü benimse; ama böylece dünya düzenine ayak uydurup geliş, zenginleş.
2) Ulusal kültürünü, yaşayış biçimini, düşünme ya da değerlendirme kurallarını değiştirme. Özünü korumak adına dıştan gelecek her türlü uyarıya kapalı dur. Böylece seni kimse elinde oynatamasın. Senin doğrularına saygı duymasa da sana saygı duymak zorunda kalsın. Ama bu nedenle ekonomik ve siyasal gelişimin geri kalabilir. Buna da razı ol.
Aslına bakarsanız bu iki seçenek de yanlış gibi gözüküyor. Ama yapacak başka bir şey yok. Çünkü bunun ortası yok. Neden mi? Dünya, internet ve medya nedeniyle başka türlüsüne izin vermiyor çünkü. Televizyon yayınlarının geldiği noktaya bakın, ne demek istediğimi anlarsınız. Benim yaşımdakiler için değişim yavaş gerçekleşiyor olabilir; ancak çocuklar ve gençler için öyle değil ve çocuklarımız hızla iki seçenek arasında sıkışıp kalmaya devam ediyorlar. Çoğunlukla da kolayı tercih ediyorlar. Popüler kültür…
Değişim olumsuz bir kavram mı? Hayır; ama uzun vadedeki sonuçları hesaplanmadığında bizi duvara toslatacaktır kuşkusuz. Che Guevara’yı dünyaya armağan eden popüler kültür Türk solunu nasıl etkilediyse, popülist sağı da aynı oranda etkilemiştir. Kaçınılmaz olarak, ulusal bayramlarımız da bu etkilenmeden nasibini almıştır. Buna benzer örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki… Farklı olmak adına “yaman bir taklitçi” durumundan kurtulamıyoruz bir türlü.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı etkinliklerine baktığımızda, bayramın ana felsefesinden ne kadar uzaklaştığımız rahatlıkla görülebilir. Ben kendi çocukluğumdaki bayramları düşündüğümde, gerçekten nasıl heyecanlı ve sevinçli olduğumu hatırlayabiliyorum. Saatlerce şehrin sokaklarındaki yürüyüşlerimiz, uzun süreli olarak sırada durup okunan şiirleri ve konuşmaları dinleyişimiz, tüm şehir halkının sokak kaldırımlarını (yaşlı genç) dolduruşu; herkesin yüzünü kaplayan heyecan gurur neden şimdiki bayramlarda yok? Neden biz hiç yorulmazdık bayramlarda? Bizim annelerimiz, babalarımız niye “törenlerde çocuklarımız ayakta kalıyor” diye itiraz etmezlerdi? Artık bütün gün takla atan, okul koridorlarında koşarak etrafı altüst eden, arkadaşlarına sürekli şiddet uygulayan çocuklarımız İstiklal Marşı’mızı okuduğumuz sınırlı zaman dilimine bile katlanamıyor. Ayakta ve sırada beklemek istemiyor? Artık çocuklarımızı mutlu etmek için onları küçük Amerikalılar gibi mi yetiştirmemiz gerekiyor? Cadı Bayramı’nın anlamını bile bilen çocuklarımıza “23 Nisan 1920’de ne kuruldu? Ulusal egemenlik ne demektir?” diye sorduğumuzda cevap almayışımızın suçlusu popüler kültür mü? Eğer öyleyse, ulusal kültüre sıkı sıkı bağlı kalmak (bizi dünyada yalnız bıraksa da) acaba uzun vadede geleceğimizi kendi ayaklarımız üzerinde kurmamızı ve Batı’nın çıkarları yerine kendi çıkarlarımızı korumamızı mı sağlayacak?
Sorular benden, yorumlarınızla cevaplar sizden gelsin. Aklım gerçekten karışık çünkü… Aklın karışık olması da olumlu bence. En azından kurgulanmış gerçeklere itibar etmediğimi gösterir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şimdiden kutlu olsun.