Haberler

Haberler->Birlikte Düşünmek->MAYIS'TA DOĞANLAR, KASIM'DA ÖLDÜLER Mİ?   
MAYIS'TA DOĞANLAR, KASIM'DA ÖLDÜLER Mİ?

  7–8 yaşlarında yetim kaldım. Babamın kaybı beni yalnızlığa itti. Bir erkek çocuk olarak,  erkek modelimi yitirmiştim. Sanki güven duygum yara almıştı. Ve birdenbire bir köy hayatının içinde buldum kendimi. Dayımlara sığınmıştık …. Eğitimime önem veren annem bu durumdan kaygı duydu ve beni teyzemin yanına, şehre gönderdi. Eğitimime orada devam edecektim. Okulda bir kavgaya karıştım,  büyükannem beni okuldan aldı… Ona göre bu utanç duyulacak bir davranıştı. Oysa ben, haksızlıklara karşı hep mücadele ettim hayatım boyunca ve bu nedenle kavgaya girmekten çekinmedim. Ve kavgalarım hep sürdü. Hayatım boyunca terk etmediğim bir başka huyum da özgürlüğe olan bağlılığımdı… Özgürlük benim için gerçekten hür olmaktı. Doğruyu bulmak için de buna ihtiyacım vardı…

Özgürlüğümün bittiği yerde dünyaya gelişimin anlamı olarak gördüğüm;  ülkemin özgürlüğü başlıyordu. Zaten benim özgürlüğüm, ülkemin özgürlüğünün nedeniydi. Bu nedenle aslında hayatım bir köle gibi geçti. Ülkemin kölesi olarak… Ben, hiç aşkımı yaşayamadım, hiç kendim için boş vakit ayırmadım, hiç dost edinemedim, hiç sevgi şiirleri yazmadım… Yazdığım tüm şiirler ülkemi anlattı, okuduğum tüm kitaplar ülkemin geleceği içindi, konuştuğum tüm insanlar “Ne yapabiliriz?” sorusuna cevap bulmaya yönelikti… Bu nedenle benim ölüm yaşım söylenmez. Sanki çok uzun yıllar yaşamışım gibi ölüm tarihim önemsenir. 57 yaşımın ortalarında öldüm ben… Ve benim hayat yaşım yüzyıllara sığmayacak; çünkü ben ülkemin tam bağımsızlığı için bağımlılıklar yaşadım topraklarıma, insanlarıma…

  Eğitimime kaldığı yerden asker olarak devam ettim. Bu Harp Okulu öğrencisi kurmay yüzbaşı olduğunda artık siyasetin içindeydi. Sofya Ataşesi iken 19. Tümen Komutanı olarak dünyanın en kanlı savaşına tanıklık ettim. Savaşlar bağımsızlık adına yapılmışsa sonuç ortadaydı… Çanakkale, Batı’nın çelik kuşatmasına ve emperyalist iştahına gereken cevabı verdi. “ Emperyalizme geçit yok!”

  Ülkemin durumu hakkında sürekli raporlar yazdım, hükümeti uyardım. Enver Paşa’ya ters gelince yazdıklarım, istifa ettim. Bana göre istifa etmek “teslim olmak, kaçmak” olamazdı. İstifam özgürlüğüm içindi. Özgürlüğüm de ülkemin tam anlamıyla bağımsızlığı için… Sonunda koca Osmanlı, koşulları belirsiz ifadelerle dolu Mondros’u imzaladı. Hiçbir zaman sindiremedim Mondros’u… 13 Kasım 1918’de Haydarpaşa’dan karşıya geçerken İtilaf devletlerinin donanması arasından geçmek zorunda kaldık. Yüreğim öfke doluydu. Yine hazmedemedim ve dedim ki:” Geldikleri gibi giderler!”

Arkadaşlarımla beraber şu kararı aldık:” Ulus egemenliğine dayalı tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!” Bu amaçla çıktığım yurt gezimde, Erzurum’a girişte bir ihtiyara rastladım. Ona “ Nereye gidiyorsun böyle? Erzurum’da geçimini sağlayamadın mı?” diye sorduğumda “Hayır, geçimimiz iyidir, hatta çoluk çocuk da iyidir. Ama duydum ki İstanbul’dakiler bizim Erzurum’u vereceklermiş. Geldim ki görem, kimin malını kime veriyorlarmış?” dedi… İşte o zaman anladım ki kavgam boşuna değildir. Bu milletle neler yapılmaz!

  Kongrelerimiz ve TBMM’yi açmamızdan sonra Kurtuluş Savaşı’mız gerçek niteliğine kavuştu. Ve emperyalist güçler kimlerle savaştıklarını yavaş yavaş anlamaya başladılar. Direnişin böylesini nasıl olmuştu da hesap etmemişlerdi? Büyük saldırıya kadar ümitlenmeye devam ettiler; ama 30 Ağustos’la geldikleri gibi gittiler.

 Masal gibi değil mi? Size öyle mi geldi? 1938 Türkiye’sinde henüz penisilin olmadığı için yakalandığım zatürree nedeniyle hastalığımın çok hızlı ilerlediğini ve günlerce ateşimin düşürülemediğini söylesem ona da masal der misiniz?

   Odamda, hasta yatağımın tam karşısındaki duvarda bir tablo asılıydı. Tabloda kır çiçekleriyle bezeli yemyeşil bir yamaç alabildiğine uzanıyordu. Arka planda ise nefis bir göl ve ve heybetli karlı dağlar manzarayı tamamlıyordu. Tablonun adı “Dört Mevsim”di. Sıkıntılı, ateşli koma gecelerimin sabahında gözlerimi açtığımda bu tabloyla karşılaşır, memleketimin dört köşesini görür gibi olurdum. Bazen sıkıntımın iyice arttığı anlarda savaşlar, devrimler, isyanlarla geçen ömrümün inadına alıp başımı gitme özlemiyle yanıyordum. Her şeyden çekilip, engin bir ormanın sonsuzluğunda huzur bulma hayali, düşlerimi süslüyordu… Yanımda Afet İnan’ın olduğu bir gün tabloya bakıp şunu söyledim:” Gidelim Afet… Bir orman kenarına gidelim. Her şeyi bırakalım. Şöyle basit bir ev, ocaklı bir oda… Evet… Evet… Hemen çekip gidelim ormanlara… Hele ben bir iyi olayım da…” Ümidim hiç tükenmedi ki benim… Öleceğimi saklamaya çalışıyorlardı… Sorularıma kaçamak cevaplar verdiler. En sonunda dedim ki:” Ne ise… Gerisini sormayacağım…” Ülkü son günlerimden birinde odama girdiğinde sormadıklarımın cevabını verdi… Gözyaşlarını koyuverdi…

   Gözyaşlarınız benim yokluğum bahane edilerek; aslında ülkemin son durumu için akıyorsa, bilin ki bu kısa ömür boş yere feda edilmiştir size… Ben size ne demiştim? “ BU NAÇİZ VÜCUD ELBET TOPRAK OLACAK AMA TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAK!” Tam bağımsız bir cumhuriyetten son seksen yılda nerelere geldiniz bir bakın bakalım. Ve utanmanız gerekiyorsa utanın… Ve ne yapmanız gerekiyorsa bir an önce yapın… Ve beni rahat bırakın…




Gönderen biray akçay, Cumartesi, 28 Ekim 2006 14:55, Yorumlar(7)
Yorumlar

21 Nis 2010
CIQOyj <a href="http://llsrqppzjouo.com/">llsrqppzjouo</a>, [url=http://zdveahfsvwlo.com/]zdveahfsvwlo[/url], [link=http://cydzrcencllq.com/]cydzrcencllq[/link], http://voismzgdwwxp.com/

22 Şbt 2010
p1hXY6 <a href="http://zoqmyqrolthv.com/">zoqmyqrolthv</a>, [url=http://nanitegpcpkh.com/]nanitegpcpkh[/url], [link=http://uaffsjfbzmfd.com/]uaffsjfbzmfd[/link], http://inozictdffrq.com/

21 Ock 2010
ZdaO7C <a href="http://unodsldjnswe.com/">unodsldjnswe</a>, [url=http://pcmotuwtfpbc.com/]pcmotuwtfpbc[/url], [link=http://wkngbfqxgldi.com/]wkngbfqxgldi[/link], http://jemdbutgehdm.com/
YG-4557
04 Kas 2006
Gerçekten yine güzel bir yazı hocam. çiçek O kadar söylenecek konu var ki en iyisi hiç girmeyeyim! İçinden çıkılacak durumlar değil çünkü söylenecekler...Üzerinde düşünülmesi gereken en önemli şey:

Tam bağımsız bir cumhuriyetten son seksen yılda nerelere geldiniz bir bakın bakalım. Ve utanmanız gerekiyorsa utanın&#8230; Ve ne yapmanız gerekiyorsa bir an önce yapın&#8230; Ve beni rahat bırakın&#8230;

Saygılarımla...
tumunigrig
28 Ekm 2006
M.K.Atatürk kendi öz iradesini hür bi şekilde kullanarak ilk önce kendine sonra bizlere büyük bir özgürlük sağladı. Aslında Atatürk çoktan kendi özgürlüğünü ilan ettiği için hür bir şekilde elinden gelenin en iyisini yaptı ve onun bu özgürlük sevdasının sonucunda ki cennet de bize kaldı. Ama biz bu cenneti ne kadar koruyabildik, ne derece Atatürk'e ve onun arkadaşlarına (bu cumhuriyetinin kurulmasında emeği geçen herkese) istedikleri gibi bir nesil olabildik!
Aslında içimizde bizim gibi düşünüp bizim hissettiklerimizi hisseden çok insan olduğunu düşünüyorum, ama yeni yeni Atatürklerin çıkması için galiba bu sefer birey iradesi yetmeyecek, içimizdeki Atatürklerle birleşip bir tek yürek iradesi gerekecek
Hocam okurken gerçekten insanı duygulandıracak kadar güzel yazmışsınız
nasihat
28 Ekm 2006
hocam elinize sağlık çok güzel yazmışsınız :bravo: insanlar geçmişlerinde neler olduğunu bilmeden yaşamaya devam ediyor.Geçen gün ulu önder için hazırlamış olduğum video nun açıklamasına bazı insanlar öyle acayip şeyler yazmış ki.inanın çok şaşırdım.peki ya diğer göstermelik iş yapanlar.onlar çoktan hiçbirşey yapmadan halkı sömürüp dinlenme moduna geçmişler.ormanda sakince takıladursunlar..İşte bu yazı aslında Atatürk'ü hiç bilmeyen ayrıca bildiği halde düşünmeden saygı duymadan hareket edenlere tokat gibi bir cevap olmuş.Tekrardan elinize sağlık tr
OKAN
28 Ekm 2006
Yine nerelerden nerelere geldik içimizde, hocam sayesinde..
Atatürk bir şeyleri her zaman söylüyor bana göre, yaptıkları ve bıraktıklarıyla bugün en çıkmaz dediğimiz durumların çaresini gösteriyor apaçık, belki üzeri örtülmeye çalışılsa da.. Ne kadarını görüyoruz, ne kadarını anlayabiliyoruz biraz meçhul belki ama, herhalde söyleyeceklerinin en somutu; hayranlıkla okuduğum bu yazı gibi olurdu...
Bu kadar güzel yazdığınız ve bize bir şeyleri yine hatırlattığınız için teşekkür ederim hocam..


MKPNews ©2004-2006 mkportal.it

Sitemizin adını vermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.www.egitbiray.com © 2006 Site Haritası

MKPortal ©2003-2006 mkportal.it