Koşuşan bir kadın, ince vücuduna uyan çeviklikte sekerken neden neşeli? Oysa her gün aynı işi yapıyor. Bu kez farklı gibi… Belki de misafir gelecek. Ama misafir gelse evi baştan aşağı temizlerdi. Bugün öyle olmadı. Babam gelmek üzere… Zil çaldı. Odur. Kapıya yetişemiyorum ki. Yine annem açacak. Gazete kâğıdına sarılmış bir ekmek getirdi babam. Ama ekmek böyle kokmaz ki. “Biraz yiyebilir miyim anne!” Nefis bir tadı var. “Kızım bu kadar yeter, bak birazdan top patlayacak. Gerisini sofrada yersin.” Top mu patlayacak? Yani savaş mı var? “Anne neden top patlayacak?” “ Kızım, Ramazan topu. Orucuz ya… Orucumuzu açacağız.” “ Oruç muyuz? Nasıl yani? Ne demek oruç? Aşure mi yiyeceğiz? ” Niye herkes telaşlı? Ne oluyor? “ Kızım gece sahura kaldırdım ya seni, kahvaltı ettik ya…” “ Hııı, evet ekmek kızarttık, pilav yedik, hoşaf da… Sen de yarın oruç tutacağız dedin.” Babam ellerini yıkamış güzelce, oturdu sofraya. Benim de ellerimi yıkadı. (Her zaman babam yıkar benim ellerimi. Sabunu köpürte köpürte…) Ben de oturdum sofraya. Annem dumanı tüten tarhana çorbasını getirdi. Babamın getirdiği ekmekten kesti. Zeytin koydu, salata ve de hurma… “Kızım pideden yiyip karnını doyurma, yemek yiyemezsin sonra.” Hııı pideymiş adı. Ama niye bekliyoruz ki? Hadi yiyelim. “Kızım, top atılsın” Yaa ne topu bu ? Neden top atılacak? Biz yemek yerken top atılmıyordu ki… Babam radyoyu açtı. Ezan sesi.”Hah” dedi babam, “Top atılmak üzere."
Ben, açlığı bilirim elbet. Susuzluğu da… Ezan sesinin beklenmişliğini; iftara yetişme telaşını; gün boyu yemek tarifleri almayı; ufak tefek erzaklar alıp paylaşmayı; komşuma, özenerek yaptığım yemeklerden ikram etmeyi; misafirlerimle oruç açmayı; çocuklarıma oruç tutmanın verdiği hazzı tattırmayı… Ben, savaşırken oruçlu olmayı bilmem. Ya da iftara koyacak yiyeceğim olmadığını; ağır beden işçisi olarak oruç tutmayı; iftar soframa kimse gelmesin, ne yediğimi görmesin diye utanmayı; çöpe atılan onca yiyeceğe bakıp iç geçirmeyi bilmem…Bugünlerde sizler de akşam ezanı telaşta olacaksanız unutmayın; bu telaşın hikmeti olmalı, nedeni olmalı. Bakın çevrenize ve görün görülmesi gerekenleri. Hissedin, hissetmeyi unuttuğunuz sevgileri. Arayın, bulunması gerekenleri. Söyleyin, içten gelen söylemediğiniz sözleri, işitin yüreğinizi ve başka yürektekileri.
hocam yazınızı annem okudu çok beğendi. yüreğinize sağlık
YG-4557 26 Eyl 2006
O ramazan atmosferini yazınızla bir kere daha gözümde canlandırma fırsatı buldum hocam. Normalde diğer günlerden bir farkı yok, öyle değil mi? Saatler mi uzuyor? Günün ismimi farklı? Yooook. Peki ne o zaman bu ayı farklı kılan? İşte can alıcı nokta...Bu ayı bize farklı kılan şey, sahip olduğumuz dini inanç esaslarımızdan kaynaklanmaktadır! Bizler müslümanız. Müslüman olmanın verdiği bir haz var üzerimizde. Diğer milletlere bakarsanız durum çok daha farklı hatta bambaşka. Bize benzemeyi bırakın biraz yakınlıkları olsa gam yemeyeceğim. İşte bu nedenle farklıyız! Manevi duygularımızın diğer aylara nazaran biraz daha arttığı şu günlerde yapacağımız yararlı davranışlarda da durumu pekiştirmeye bakmalıyız. Bunlardan biri de hocamın da belirttiği gibi içinde bulunulan durumu az da olsa beynimizde canlandırmak ve üzerinde düşünmektir! Nice insanlarımız var, iftar çadırlarında yüzleri gülüyor. Ne güzel değil mi? Paylaşmak...İnanın insan o anda ne diyeceğini bilemiyor. Farklı amaçlarla orada bulunan insanlar, zengini, fakiri hepsi omuzomuza. İşte farkımız burada...Allah, sahip olduğumuz yüce dinimiz İslamın önemini bizlere unutturmasın ve hakkıyla da yaşamak nasip eylesin...
Saygılarımla...
nasihat 24 Eyl 2006
1.sınıftayken bir iftarı bursa da evde tek başıma açmıştım hadi ev arkadaşları varken pek farkına varamıyorsunuz ama tek kaldığınızda gerçekten çok zor oluyordu Yemeğimi kendim hazırladım sorfamı kurdum açtım tv yi ezan ın okumasını bekliyorum.(cami'den ses gelmiyordu da ) birden aklıma ailem geldi.E tabi onların aklına da ben gelmişim içim buruk bir şekilde yemek yerken telefon çaldı arayan onlar:) o günü hayatım boyunca unutamam. Bazen de sırf o iftar öncesi koşturmayı izleyebilmek için Bursa merkeze giderdim.Kiminin elinde ekmek pide torba içecekler evlerine doğru yol alırken kimileri de işten çıkmış iftarlarını açacakları yemek salonlarına koşturuyolardı.İnsanların o tatlı koşturmalarını izlemek gerçekten çok keyif verici..Ve yine bir ramazan geldi.Bakalım bu ramazan da neler yapacağız..Allah zor durumdakilere güç versin.Daha nice ramazanları sağlıklı, mutlu görürüz inşallah.
kufu miku 24 Eyl 2006
hayıRLı oLsuunn GÜzeL yazıydıı
celyy 23 Eyl 2006
çok güzel bir yazıydı anne.yaşıyormuş gibi oldum okurken. RAMAZANINIZ MÜBAREK OLSUN!